VİZYON,

“SÜREKLİ GELİŞME ve BAŞARI”

 Vizyon yaşamın tümünü anlamlaştıran, her güne, her saate, her davranışa anlam veren bir bütündür. Bu bütün eğer belli ilkeler üzerine kurulmuş ise, kişinin beynini, kalbini içeriyor ise muazzam bir güç kaynağı oluşturur ve insan yaşam çoşkusuna kavuşur. Vizyon, içinde bulunulan anın ötesinde, başarılması imkansız gibi görülebilecek bir takım ölçülebilir hedeflerin ortaya konmasından başka bir şey değildir. Böyle bir vizyonu gerçekleştirmek için insan her türlü zorluğu yenmek ister.

             Doğan Cüceloğlu “İçimizdeki Biz” adlı kitabında insanın üç yaşamından söz ediyor.

Bunlardan ilki; toplumsal yaşamdır. Bu yaşamla biz çoğu insan tarafından biliniriz, çalışma arkadaşlarımız, çevredeki insanlar bizi bu yaşamımız ile bilirler. Dışarıdan görüldüğümüz yaşam budur.

Bir de kişisel yaşamımız. Bu yaşamımız aile üyelerimiz yakın dostlarımızla geçirebileceğimiz gibi, kendi başımıza da geçirebiliriz. Bu yaşam, yakınlarımız tarafından bilinen olayları, duyguları ve düşünceleri içerir.

En önemli yaşantımız ise; özel yani derinlerdeki iç yaşamımızdır diyor. Ancak bu iç yaşamımızda bilincimiz, vicdanımız, bağımsız irademiz, yaratıcı hayal gücümüzü kapsayan bir varoluş olunca canlanır, bir umut, şevk, heyecan deposu olur.

Eğer yaşamımızı anlamlandıracak ve sizi heyecanlandıracak bir vizyon oluşturmak istiyorsanız önce yaşam rollerinizin bir listesini çıkarın.

Örneğin benim şu anda aklıma gelen yaşam rollerim arasında;

Sevgili bir eş, afacan ve müzip bir kız babasıyım, meslek sahibiyim, Ülkeme onbeş yıl milli hakem olarak hizmet ettim, Bornova Belediyesi Gençlik Spor Kulübünde Taekwondo Şubesinin kurucusu ve 3. kademe antrenörüm, spritüel çalışmalarımla kişisel gelişimime devam ediyorum, sorumluluk sahibi bir vatandaşım, evlat, ağbi, arkadaş ve dost’um.

           Gördüğünüz gibi yaşam vizyonunda sürekli gelişme vardır. Sürekli gelişme; bugünün dünden, gelecek haftanın geçen haftadan, gelecek ayın geçen aydan ve gelecek yılın geçen yıldan daha iyi olması demektir. Gelişmek iki kere doğmaktır unutmayalım.!

Kişisel gelişim sürecine giren insanın kendi gözlüğünü, öyküsünü gerçekle birleştirebilmeli, kendini geliştirerek ulaşmak istediği nokta ile şimdi nerede olduğunu gerçekçi olarak değerlendirebilmelidir. Benim şimdi olduğum nokta ile gelecekte varmak istediğim nokta arasındaki mesafe ister istemez bir gerginlik “gelişim gerginliği” yaratıyor. Fakat bu gerginlik beni öğrenmeye, gelişmeye itiyor ve beni her zaman canlı tutuyor, umut ve coşku getiriyor.

          Başarı insanın temel ihtiyaçlarından biridir. Her insan başarmak ister. İnsanların başarısı toplumu başarıya, toplumun başarısı da insanları mutluluğa götürür. Vizyon belirlenirken geçmişten ders alınmalı, ama geçmişte yaşanmamalı, gelecek için plan yapılmalı ama gelecekte de yaşanmamalı........

          En mutlu ve en verimli olunacak zaman yaşanılan bugündür. Çünkü başarı da başarısızlıkta kalıcı değildir. George Shinn’in “Güdülenmenin Mucizesi” adlı kitabındaki başarısızlıkla ilgili akılda tutulması gereken dört noktayı hatırlatarak herkese mutlu, verimli, çoşku dolu, hedeflerle dolu bir 2010 YILI  diliyorum.

  • Başaramamak “yenilmiş olmak” demek değildir.
  • Başarısızlıklarınızdan ders alır almaz onları unutun
  • Denemeye devam ettiğiniz sürece asla yenilmiş değilsiniz
  • Başarısızlık siz izin vermediğiniz sürece “son” değildir.

  

Bu makaleyi bize taekwondo’nun vizyonunu dünya’da en üst sıralara taşıyan emekçi antrenörler ve sporcu kardeşlerim Bahri TANRIKULU, Azize TANRIKULU, Remzi BAŞAKBUĞDAĞ, Cem ULUGNUYAN, Soner PINARCIK, Servet TAZEGÜL, Rıdvan BAYGUT, Asena AYDIN ve isimlerini sayamadığımız nice şampiyonlara ve Bornova Belediyesi Gençlik Spor Kulübünde Taekwondo’ya gönül veren sporcularıma ithaf ediyorum……

   Metin DALGIÇ
    3.Kademe Ant.  / 6. Dan