Hiçbiri Bizim Değil “Gerisi Hikaye”

Kazandığı paranın kendine yetip yetmediğini sordum. Hamdolsun, idare ediyorlarmış. Ek iş yapacakmış. O televizyonu mutlaka alacakmış. Bir saate yakın konuştuk telefonda hatırlıyorum. Bu konuşmanın üstünden sadece 2 ay geçmişti ki, dün gece hastaneye kaldırıldığını öğrendim. Yazık! İyileşecek mutlaka ama hasarlar kalacak.

-        Kalbi de, ruhu da yorgun. Ne için? Televizyon!

Düşündüm de ne kadar hızlı koşuyoruz, nereye koşuyoruz zaten?

Biraz hayatın frenine basmak lazım! Ömür dediğin geçiyor. Kim kazık çakmış dünyaya? Derler ya Sultan Süleyman’a kalmadı diye, doğru, kalmadı işte!

Biraz daha az tüketmeye başlasak, biraz daha ruhlarımızı beslesek, olmaz mı? Bu hırsımız ne zaman durulacak? Hep daha fazlasını isteyen egomuz, hep daha yüksekte gözü olan inadımız ne zaman bitecek?

Bu dünyada hiçbir şey bizim değil. Koltuk takımları, son model arabalar, buzdolabı, bir üst model cep telefonları, hatta satın aldığımız evler bile bizim değil. Bizim olsa giderken yanımızda götürmez miydik? Yetinmeyi bilmiyoruz!

Ruhumuzda öyle büyük açlıklar var ki, bunları maddi değerlerle kapatacağımızı zannediyoruz. Pek çok insan evini zor geçindirirken, sahip olduklarımızın farkına varamıyoruz. Kalplerimiz boş bir arsa, ruhlarımız çöl gibi ama evimizde son model televizyonumuz var. İyi de, yalnız başına ve sevgisiz seyrettikten sonra, istersen salonun bir duvarını plazmayla kapla ne fark eder?

-        Daha fazla para kazanmak için harcanan zaman,

-        sizi sevenlerin vakitlerinden çalınmış değil midir?

-        Çocuğunuzdan, eşinizden, sevgilinizden, dostunuzdan çalınmış saatlerle,

-        son teknoloji çamaşır makinesi alsan, ne yazar?

Paylaşmaktan, sevmekten, sahip olduğunun değerini bilmekten daha büyük varlık var mı? Hasta olduğunda, çorbayı yeni aldığın koltuk takımı mı pişiriyor? Aşkın boşluğunu dolduracak bulaşık makinesi icat edilebilir mi? Sevdiğine sarılarak uyumanın tadını hangi surround sistem verebilir?

Yaşamak için yeterli para kazanıyorsan, kalan zamanı sevgiye ayırmalısın. Bir dostla kahveyi, ailenle güzel bir filmi, çocuğunla oyun oynamanın zevkini yaşamalısın. Hepsini boş versen bile, kendin için hırslarından, egondan uzaklaşmalısın.

Sahip olduğumuz hiçbir şey bizim değil. Uğrunda bir ömür harcadığımız bütün eşyalar, sonunda bizi terk eder. Doğurduğunuz çocuk gün gelir büyür, evinden uçar gider. Ve başka bir gün gelir, seni yıllarca taşıyan bedeni de sen bırakıp gidersin. O yüzden bilmelidir ki insan, sevgiden, dostluktan, aşktan daha büyük zenginlik koyamaz cebine.

Herkes sevebildiği kadar yaşamıştır ve sevildiği kadar anılacaktır.

-        Gerisi hikaye….Metin DALGIÇ